Ana Sayfa  |  Yardım  |  Üyeler  |  Giriş  |  Kayıt



Forum Ana Sayfası  »  Kültür ve Uygarlık Tarihi
 »  HACI BAYRAM VELİ KİMDİR VE HAYATI

Yeni Başlık  Cevap Yaz
HACI BAYRAM VELİ KİMDİR VE HAYATI           (gösterim sayısı: 3.465)
Yazan Konu içeriği

boşluk

admin
[Tarihçi]
Site Kurucusu

Kullanıcı Resmi

Kayıt Tarihi: 15.12.2009
İleti Sayısı: 250
Şehir: YurtDışı
Durum: Forumda Değil

E-Posta Gönder
Özel ileti Gönder


47 kere teşekkür edildi.

Konu Tarihi: 27.01.2010- 23:53



Hacı Bayram-ı Veli’nin hayatı hakkında bir çalışma ( Tarihçi Talha Gönülalan )

HACI BAYRAM VELİ’NİN HAYATI

A-) Doğumu, Soyu ve Ailesi

Bayramiyye tarikatının piri olan Hacı Bayram Veli, XIV. Yüzyılın ilk yarısında Orhan Gazi döneminde Ankara’nın Solfasol (Zülfazl) köyünde doğmuştur. Bununla birlikte hakkında çok ciddi ve fazla çalışma yapılmayan Hacı Bayram Veli’nin doğum tarihi, asıl adı, ailesi ve hayatının önemli safhaları hakkında bilgilerimiz son derece azdır. Bursalı Mehmet Tahir, Hacı Bayram Veli’nin adını “ Kutbü’l-evliya eş-Şeyh el-Hac Bayram bin Ahmet bin Mahmut el- Ankaravi” olarak zikreder. Buna ek olarak asıl isminin Numan olduğunu bildiğimiz Hacı Bayram’ın, Mehmet Tahir’in ifadesine göre daha hayatta iken büyük manevi nüfuza sahip olduğu anlaşılmaktadır.1

Kaynaklarda babası hakkında geçen Koyunluca Ahmet ifadesinden babasının koyunculuk yaptığı veya bu ismin yörede koyun yetiştiriciliği yapıldığı için verilmiş olabileceği belirtilirken annesi hakkındaki tek bilgi ise mezarının bilinmesi ve mezarda “Hacı Bayram Veli’nin annesi” şeklinde bir ifadenin bulunmasıdır.

Bununla birlikte Hacı Bayram Veli’nin hiç kız kardeşi olmayıp Safiyüddin ve Murad adlarında iki erkek kardeşi vardır. Bunlardan Safiyüddin ortanca kardeş iken Murad küçük kardeştir.2

Hacı Bayram Veli’nin doğum tarihi hakkında ise kesin bir hüküm bulunmamaktadır. Bununla birlikte Abdülbaki Gölpınarlı gibi bazı yazarlar, Hacı Bayram Veli’nin doğum tarihini Mehmed Ali Ayni’ye dayanarak 1352 olarak zikrederken Fuat Bayramaoğlu, onun 1339 veya 1340 doğmuş olabileceğini ifade etmektedir.3

Fuat Bayramoğlu’nun bu ifadesini Bayrami Melamilerinden Abdurrahman el-Askeri’nin 1550’de telif ettiği Miratü’l Işk adlı eserinde Hacı Bayram Veli’nin doksan yaşını aşkın bir zamanda vefat ettiğini bildirmesi de desteklemektedir. Bu konuda yapılan çeşitli yorumlardan kesin bir sonuç elde etmek mümkün olmasa da Hacı Bayram Veli’nin 1340 ile 1352 senesi arasında bir tarihte doğduğu bütün tarihçiler tarafından kabul edilmektedir.

Aşıkpaşazade’nin “Rum’dan Şeyh Hacı Bayram vaki oldu. Bunlar duaları makbul azizler idi.” ifadesi dışında 15. yüzyıl kaynaklarında Hacı Bayram Veli’nin hayatı hakkında bilgi yoktur. 16. yüzyıl müelliflerinden Lamii Çelebi, Hacı Bayram Veli’nin Ankara’da Çubuk suyu diye tanınan nehrin kenarındaki Solfasol köyünde doğduğunu, akli ve şer’i ilimleri tahsil ettiğini, Ankara’da müderrisli yaptığını, daha sonra Somuncu Baba’ya intisap ederek kemalatının en yüksek dereceye eriştiğini, etkili sohbetinin bereketi ile birçok kimsenin yüce mertebelere vasıl olduğunu ifade ederek bunlardan yedi kişinin de adını vermiştir.

Bu yedi kişi arasında Ömer Dede, Baba Nahhas, İnce Bedrettin ve Kızılca Bedrettin en önemlileri olarak sayılabilir.4

Bütün bunlara ek olarak kaynaklarda Hacı Bayram Veli’nin milli menşei konusunda tam bir ittifak vardır. Buna göre; Hacı Bayram Veli’nin bir Türk olduğuna şüphe yoktur. Araştırmacıları bu yargıya ulaştıran en büyük sebep ise özellikle Hacı Bayram Veli’nin Ankara’nın Solfasol köyünde doğmuş olmasıdır.

B-) Yetişmesi, Müderrisliği ve Tasavvufa İntisabı
Çocukluk ve gençlik dönemleri hakkında bilgi bulunmayan Hacı Bayram Veli’nin bazı rivayetlere göre ilk hocası Şehy İzzettin’dir. Fakat bu görüşler sadece rivayetten ibaret olup, onun ilk hocası hakkında kaynaklarda kesin bir ifade yoktur. Bununla birlikte Hacı Bayram Veli’nin gençliğinde o devir medreselerinde okutulan hendese, hesap, mantık, belagat, kelam, fıkıh, akaid, hadis, tefsir gibi derslerle birlikte tasavvufa dair de eserler de okuduğu tahmin edilmektedir. Nitekim Hacı Bayram Veli’nin müderrisliğe kadar yükselmesi onun ne derece iyi bir eğitim aldığını göstermektedir. Yine Hacı Bayram Veli’nin Bayramiyye tarikatını kuracak seviyeye gelmesi onun müspet ve dini ilimleri tahsil ettiğini ve felsefeden anladığını kanıtlamaktadır.

Gençlik yıllarının nasıl geçtiğini bilmediğimiz Hacı Bayram Veli, tasavvufa intisap edene kadar müderrislik yapmıştır. Onun müderrisliği önce Ankara’da Melike Hatun adlı hayırsever bir kadının yaptırdığı Kara Medrese’de ve sonra da Bursa’da Çelebi Sultan Mehmet Medresesi’nde olmuştur. 5

Hacı Bayram Veli’nin tasavvufi hayata atılmadan önce, ne kadar süre ile müderrislik yaptığı hususu tam olarak bilinmemektedir. Fakat onun 1392 tarihinden sonra müderrislik yapmayıp tasavvufa yöneldiği bilinmektedir.

Hacı Bayram Veli’nin tasavvufa intisabı konusunda yer ve zaman olgusu kaynaklarda değişik şekillerde yorumlanmıştır. Bu olayın nerede ve tam olarak kaç tarihinde vuku bulduğu çeşitli kaynaklar tarafından değişik verilere dayanarak yorumlanmaya ve kesin sonuç bulunmaya çalışılmıştır.

Hacı Bayram Veli’nin tasavvufa intisabı konusunda kesin olarak bilinen tek gerçek ise onun halk arasında Somuncu Baba denilen Hamidüddin Aksarayi’ye intisap ettiğidir. Kaynaklarda belirtilen bir görüşe göre; manevi olgunluğu bulma, ruhi tatmine erme gibi hususlarla 1392 senesinde doğduğu ve müderrislik yaptığı Ankara’dan ayrılan Hacı Bayram Veli, 1393 veya 1394 yılları civarında Kayseri’de Ebu Hamidüddin Aksarayi’ye intisap etmiştir.6

Bayrami Melamilerinden Abdurrahman el-Askeri’nin yazmış olduğu Miratü’l-Işk adlı esere dayanılarak verilen bir başka görüşe göre ise; Ankara Savaşı’nda Anadolu’yu tarumar eden Timur’un Yıldırım Bayezid’i hapsettiği sırada Somuncu Baba’nın Bursa’dan Adana’ya gitmesi üzerine Hacı Bayram Veli de Adana’ya giderek Somuncu Baba (Ebu Hamidüddin Aksarayi)’yı bulur. Kendisinin elini öpen Hacı Bayram Veli’ye Anadolu’nun durumunu soran Somuncu Baba, olanları öğrenir. Hacı Bayram Veli’nin kendisine hizmet etmek istemesi üzerine Somuncu Baba, Hacı Bayram Veli’den Adana’nın tam içine gidip kullarını ve arkadaşlarını geri göndermesini ve dervişane kisve ile dönmesini söyler. Hacı Bayram Veli dönünce adının değiştirilmesi gerektiğini söyleyen Somuncu Baba, birkaç gün sonra Kurban Bayramı olduğu için kendisine Hacı Bayram adını verir. Böylece tasavvufa intisap eden Hacı Bayram Veli ile Somuncu Baba, önce Şam ve Hicaz’a hac dönüşü de Aksaray’a giderler. İşte Hacı Bayram Veli bundan sonra Somuncu Baba’nın izinden gidecektir.7

C-) Bursa Hayatı ve Ankara’ya Dönüşü

Hacı Bayram Veli, şeyhi Somuncu Baba’ya ve dolayısıyla da tasavvufa intisap ettikten sonra onun yanından ayrılmamaya ve fikirlerini tatbik etmeye özen göstermiştir. Bu sıralarda kendisine Somuncu Baba denilen Ebu Hamidüddin Aksarayi, Bursa’ya hicret etmiştir. Onun Bursa’ya hicretinin sebebi olarak; Şiiliğe karşı Sünniliğin güçlendirilmesi veya Anadolu’nun dil ve kültür açısından Türkleşmesinde müessir bir rol oynamak istemesi gösterilebilir. Nitekim o sıralarda Osmanlı Devleti’nin başkenti durumunda bulunan Bursa, siyasi, fikri, dini, ilmi ve iktisadi açılardan fevkalade hareketli durumda idi. İşte bu sebeplerle Bursa’ya gelen Hamidüddin Aksarayi’nin yanında tabii ki, Hacı Bayram Veli de bulunmaktadır.

Hacı Bayram Veli, Bursa’ya gittiği zaman da şeyhi Hamidüddin Aksarayi ile yakın ilişkisini devam ettirmiştir. Onun Bursa’da şehrin önemli sofilerinden birisi olan Emir Sultan ile iyi ilişkiler içerisinde bulunduğunu bilmekteyiz. Bununla birlikte Hacı Bayram Veli’nin Bursa’daki hayatının mahiyeti hakkında fazla bir bilgiye sahip bulunmamaktayız.

Hacı Bayram Veli’nin Bursa’dan ayrılması ise 1396 yılında yapılan Niğbolu Zaferi’nden sonraki döneme rastlar. Bu dönemde Osmanlı padişahı durumunda bulunan Yıldırım Bayezid, 1400 senesinde yapımı biten Ulu Cami’de Cuma namazını ve Cuma hutbesini verecek bir kimsenin bulunmasını isteyince bu görev Ebu Hamidüddin Aksarayi’ye verilir. Cuma hutbesini veren Ebu Hamidüddin Aksarayi (Somuncu Baba), halk tarafından ve devrin tanınmış alimlerinden takdir toplar ve böylece kaçtığı şöhretin ortasında kalır. Bu durumdan huzursuz olan Ebu Hamidüddin Aksarayi, Bursa’yı Hacı Bayram Veli ile birlikte terk eder. Aksaray’a giden şeyhinin yanından bir an bile ayrılmayan Hacı Bayram Veli, Somuncu Baba’nın burada vefat etmesi üzerine Ankara’ya döner ve tarikatını yaymak için girişimlere başlar. 8 Hacı Bayram Veli’nin Ankara’ya dönmesi Osmanlı ülkesinde ağır tahribata yol açan Ankara Savaşı’ndan kısa bir süre sonra olmuştur.

D-) Hacı Bayram Veli’nin Ankara’daki Faaliyetleri

Ankara’ya döndüğünde buradaki karışıklıkların had safhada olduğunu gören Hacı Bayram Veli, bunun üzerine hemen manevi terbiye görevine başlar. Hacı Bayram Veli’nin bu düşüncelerini gerçekleştirebilmesi için bir zaviyeye ihtiyacı olduğu için Hacı Bayram Veli bu zaviyeyi kurmaya koyulur. Hacı Bayram Veli’nin bu zaviyeyi kurmasındaki temel amaç eğitimdir. Çalışmalarının ardından Hacı Bayram Veli, zaviyesini Ankara Kalesi dışında bugünkü Ulus civarında bir tepe üzerinde, eski Hıristiyan tapınağı Ogüst tapınağı bitişiğinde kurmuştur. 9

Ankara’da tarikatını ve zaviyesini kurduktan sonra faaliyetlerine başlayan Hacı Bayram Veli, bu dönemde büyük bir üne kavuştu. İlk şekliyle cami-zaviye olarak bir fonksiyon icra eden zaviyesinde vaazlar vermeye başlayan mutasavvıf, bu suretle insanları doğru yola davet etmeye başladı. Dinin emir ve yasaklarını insanlara göstermeye başlayan Hacı Bayram Veli, bu sırada da talebelerini yetiştirmeye başladı. Bu Hacı Bayram Veli’nin şöhretinin artmasına ve böylece de her gün her taraftan insanların akın akın onun huzuruna gelip yaralı kalplerine şifa bulmasına sebep oldu. Nitekim bu dönemde Hacı Bayram Veli’nin talebesi olan kişilerden birisi de ilerde İstanbul’un manevi fatihi olacak olan Akşemseddin’dir. Hacı Bayram Veli bu şekilde hem yeni talebeler kazanıp bunları bir yandan da yetiştirme gayreti içerisinde bulunurken diğer taraftan belli saatlerde camide vaaz ve nasihat ederek etrafında pek çok kimseyi topluyordu.

E-) Hacı Bayram Veli’nin Edirne’ye Çağrılışı ve Hicreti

Hacı Bayram Veli’nin Ankara’daki faaliyetleri sonucu Bayramiliğin burada ve çevre bölgelerde kısa bir zamanda yayılma imkanı bulması halkın dikkatini çektiği kadar Osmanlı yöneticilerinin de dikkatini çekmiştir. Özellikle II. Murad devrinde büyük bir üne kavuşa Hacı Bayram Veli, bu devriden itibaren dikkatlerin kendisine yönelmesine sebep olmuştur. Ankara Savaşı’ndan sonra Anadolu’da Türk birliğinin bozulmasının yanı sıra Şeyh Bedrettin İsyanı gibi bazı dini karakterli ayaklanmalar Osmanlı yönetiminin Hacı Bayram Veli’ye ihtiyatla yaklaşmasını gerektirmiştir. Ayrıca Hacı Bayram Veli’nin tarikatını Ankara gibi merkeze uzak bir yerde yaymaya çalışması da devletin bu konudaki hassasiyetini arttırmıştır.

Bununla birlikte Hacı Bayram Veli için, Osmanlı Devleti’nin bekası ve düzenli bir faaliyet içinde bulunması ve buna da halkın yardımcı olması fevkalade önem arz etmektedir. Fakat, Hacı Bayram Veli’nin giderek güçlenmesinden korkanlar ve kuşkuya kapılanlar padişah II. Murad’a Hacı Bayram Veli hakkında kötü telkinler vermeye başladılar. Aralarında üst düzeyden devlet adamlarının da bulunduğu bu kişiler Hacı Bayram Veli hakkında padişaha: “ El- Hacı Bayram nam kimesne, Ankara’da hayli mürid cemedip, bazı kelimat-ı gayrı merbute söyleyip haşa halkı aldatıyor ve muhtemelen saltanata kastediyor!…” demekteydiler ve bu görüşlere paralel olarak saraya haberler ulaştırmaktaydılar. 10

Bu söylentiler üzerine II. Murad, Hacı Bayram Veli’nin Ankara’dan Edirne’ye getirilmesini emreder ve bu iş için iki çavuş görevlendirir. Ellerinde padişahın fermanı ile süratle Ankara’ya gelen çavuşları Hacı Bayram Veli, Ankara’da karşılayarak “Sizlerin geleceğini biliyorduk” dedi ve yanındaki genç talebesi Akşemseddin ve çavuşlarla birlikte Edirne’ye doğru yola koyuldular. Hacı Bayram Veli, Edirne’ye geldiğinde karşısında neredeyse bir eşkıya bekleyen Osmanlı padişahı II. Murad , Hacı Bayram Veli’yi ilk gördüğü andan itibaren ondan çok etkilenir.

Hacı Bayram Veli ile sohbet eden II. Murad, onun manevi olgunluğu karşısında hayret eder ve saygısını dile getirir. Bu sohbet esnasında Hacı Bayram Veli, padişaha: “ Ulu Hakanım bizim için adalet, meşveret ve Ulul Emre itaat her şeyin önünde gelmektedir. Bizden yana bir endişeniz olmasın. Biz dahi sultanımızın böyle düşündüğünden eminiz.” diyerek padişahı büsbütün sarsmış ve bunun üzerine padişah, Hacı Bayram Veli’den kendisini dervişlerinin halkasına dahil etmesini istemiştir. Bunun üzerine Hacı Bayram Veli’nin verdiği cevap şöyledir: “ Devletin başı olan hükümdarın herhangi bir tarikata girmemesi ve hatta muhabbet dahi beslememesi gerekir. Sultanımızın hak ile ilgili kararlarında , adalet ve müşveret üzere hareket etmesi , dünya işlerini ahenkli bir şekilde ve dini ihmal etmeden yürütmesi bizim dahi niyazımızdır” demiştir. 11

Edirne’de padişah ve diğer devlet adamlarının da katıldığı meclislerin yanı sıra camilerde de sık sık halka vaazlar veren Hacı Bayram Veli, yaklaşık iki ay kaldığı Edirne’den kendisine ve tarikatına pek çok taraftar kazanarak Ankara’ya geri döner.

F-) Hacı Bayram Veli’nin Vefatı

Hacı Bayram Veli, Edirne’den sonra geldiği memleketi Ankara’da hayatının geri kalan kısmını sade bir şekilde geçirmiştir. Üçü kız beşi oğlan olmak üzere sekiz çocuğu olan mutasavvıfın Ankara’daki faaliyetleri sırasında zaman zaman başka memleketlere ve özellikle de Edirne’ye ziyaretlerde bulunduğu ve tarikatını yaymak üzere halifelerinden bir kısmını Ankara dışına yolladığı bilinmektedir.

Hacı Bayram Veli, Ankara’da yaptığı bu faaliyetlerinin ardından hicri 833, miladi 1430 senesinde vefat etmiştir. Mezarı ise kendi inşa ettirdiği Hacı Bayram Veli Camii’nin kıble tarafındadır. 12

1 Nihat Azamat, “Hacı Bayram-ı Veli”, Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, c.14, İstanbul 1996, s.443.

2 Ethem Cebecioğlu, Hacı Bayram Veli, İstanbul 1991, s.28.

3 Fuat Bayramoğlu, Hacı Bayram-ı Veli Yaşamı-Soyu-Vakfı, c.1, Ankara 1989., s.14.

4 Azamat, a.g.m., s. 443.

5 Cebecioğlu, a.g.e., s. 30.

6 Cebecioğlu, a.g.e., s. 36.

7 Azamat, a.g.m., s. 444.

8 Cebecioğlu, a.g.e., s.46.

9 Cebecioğlu, a.g.e., s. 51.

10 Nezihe Araz, Anadolu Evliyaları, İstanbul 1958, s. 141.

11 Ali Sümer, “Hacı Bayram-ı Veli’nin Hayatı”, Hacı Bayram Veli Sempozyumu Bildirileri, Ankara 2000, s. 76.

12 Cebecioğlu, a.g.e., s. 114.

Yazar: Talha GÖNÜLALAN | 15 Mart 2009 |

Etiketler: Abdurrahman el-Askeri, Ankara’da Çubuk suyu, Baba Nahhas, Bayramiyye tarikatının kurucusu, Bursa Çelebi Sultan Mehmet Medresesi, Bursalı Mehmet Tahir, Çelebi Sultan Mehmet Medresesi, Ebu Hamidüddin Aksarayi, HACI BAYRAM VELİ HAYATI, Hacı Bayram Veli’nin, Hacı Bayram Veli’nin doğum tarihi, HACI BAYRAM VELİ’NİN Doğumu Soyu ve Ailesi, HACI BAYRAM VELİ’NİN HAYATI, İnce Bedrettin, Kızılca Bedrettin, koyunculuk, Miratü’l-Işk, müderris, Müderris HACI BAYRAM VELİ, Ömer Dede, Şeyh Hacı Bayram, Solfasol, Solfasol (Zülfazl), Zülfazl



Büyük adamlar tarihi, tarih de büyük adamların yaptıklarını süslemiştir.   La Bruyere
Yeni Başlık  Cevap Yaz



Forum Ana Sayfası  »  Kültür ve Uygarlık Tarihi
 »  HACI BAYRAM VELİ KİMDİR VE HAYATI

Forum Ana Sayfası


 


Benzer konular
Başlık Yazan Cevap Gösterim Son ileti
Benzer konu yok

Etiketler   HACI,   BAYRAM,   VELİ,   KİMDİR,   HAYATI


Forum Yazılımı:   php Kolay Forum (phpKF)  ©  2007 - 2010   phpKF Ekibi

Tarihonline.com

 RSS Beslemesini Görmek için Tıklayın   RSS Beslemesini Google Sayfama Ekle   RSS Beslemesini Yahoo Sayfama Ekle



Sitemap | Ping | Yazı Yazma |

Kültür ve Sanat