Ana Sayfa  |  Yardım  |  Üyeler  |  Giriş  |  Kayıt



Forum Ana Sayfası  »  Türk-İslam Tarihi
 »  HARZEMŞAHLAR

Yeni Başlık  Cevap Yaz
HARZEMŞAHLAR           (gösterim sayısı: 3.392)
Yazan Konu içeriği

boşluk

admin
[Tarihçi]
Site Kurucusu

Kullanıcı Resmi

Kayıt Tarihi: 15.12.2009
İleti Sayısı: 250
Şehir: YurtDışı
Durum: Forumda Değil

E-Posta Gönder
Özel ileti Gönder


47 kere teşekkür edildi.

Konu Tarihi: 02.03.2010- 00:42



Harzemşahlar (Harezmşahlar) Devleti hakkındaki bilgilendirici yazımız.

HAREZMŞAH ATSIZ DÖNEMİ


    Asızın iktidar zamanı iki veçhe arz eder: Birincisi Sancara sadakatle bağlı olduğu devre, ikincisi ona karşı isyan bayrağının açtığı ve hadiselerin akışına ve ehemmiyetine göre icabında eğilmeler ve gerilemeler yapmakla beraber, türlü tehlikelere inatla göğüs gererek hat ve hareketinde sebat gösterdiği devre. 1135 ‘e kadar devam eden ilk devrede Harezm de kaynaklarımıza geçmiş ehemmiyetli bir vaka a göze çarpmıyor. Buna mukabil Atsız ile ilgili olarak Sultan Sancar’ın 1130’da Maveraünnehr’i   tamimiyle hakimiyeti altına alan seferi ile 1132’de Irak sultanı Mesuda karşı hareketi zikredilmek lazımdır. Atsızın Selçuklu İmparatorluğu menfaatine gösterdiği gayretler, sultan nezrinde nüfuzunu artırmakta olduğundan devlet erkanı ve ümeranın hasedini çekmekte gecikmedi. Sancar’a karşı tertip edilen bu komployu nazik bir anda Atsızın meydana çıkarması ve bu yüzden onun sultan nazarında emsalsiz bir itibar kazanmış olması hadisesi zikredilir[ Bağlantıları görmek için üye olmalısınız ]

      Sulatan Sancar Belhden 1138 Eylülün de ordusu ile Harezm üzerine yürüdü. Atsızda savaşmak azmiyle hazırladığı ordu ile bölgenin en müstahkem mahallerinden olup Gürgança giden yol üzerinde ve bu şehirde otuz fersah cenutda bile kilit noktası olan Hezaresp kalasına yakın bir yerde kurduğu askeri müdefa tertibatına ilaveten, hasmın geçmesine mani olmak için su bendelerini açarak her tarafı bataklığa çevirmişti. 16 Kasımda vukuu bulan savaş da Türkler ve Harezmlilerden mürekkep Harzemşah kuvvetleri daha başlangıçta dağılmaya yüz tuttular. Atsız bunları toplayamadı ve neticede yaralı, ölü bir kısmı da esir olmak üzere on bine yakın kayıp vererek kaçtı esirler arasında bulunup huzura getirilen oğlu Atlığ, Sancarın emriyle derhal öldürüldü. Fakat sultana dehalet eden Harzem askerlerinin hepsi affedildi. Sancar Harzemde çok kalmadı Merv’e geri döndü, bunun akabinde Sancar geride Harzem’e hakim oldu. Ancak bu sıralarda Karahitay tehlikesi ortaya çıkmış idi, bu durum Atsız’ı   Sultan Sancarın yüksek hakimiyetini tanımaya zorlayacaktır. Bu sebeple Atsız Sultan Sancara sevgenname vermiştir.

      1141 Temmuzunda Sultan Sancar Karluk üzerine yürümesinin ardından Eylül 1141 de Semerkant yakınlarında bulunan Katvan da yapılan savaşı Selçuklular kaybedecektir ve ağır bir hasar alan Selçuklu ordusu adeta imha edilmiş ve Sultan Sancar da Tirmize kaçmıştır ve böylece 1141 de Maveraünnehr’i   bütünüyle istila eden Karahitayların hakimiyeti 1211’e kadar devam edecektir.

      Katvan savaşını Sancarın kaybetmesinden sonra Atsız yeniden bağımsızlık hareketleri içerisinde olmuştur. 1141 yılı ekiminde Atsız Horosanı istilaya başlamıştır, Serahs şehri üzerine yürüyerek buradan Sancarın merkezi olan Merv’e hareket etmiştir ve 21 Ekimde Merv şehrini ele geçirmiştir.

      1142 Mayısında Nişapur’a gelen Atsız önce hutbeyi kendi adına okutmuş, ancak halkın tepkisi üzerine hutbenin yeniden Sultan Sancar adına okutulmaya başlandığı anlaşılıyor. Atsızın Harizm’e dönmesinin ardından Horosan’a yeniden hakim olan Sultan Sancar, Karahitayların Maveraünnehr   bölgesinden yeniden ayrılmasının ardından Atsızdan intikam intikam almak gayesiyle Temmuz 1143 de ikinci Harzem seferine çıkmıştır. Bu seferle birlikte Atsız yeniden Sultan Sancar’a itaatini arz etmiş, ancak Atsızın Sultan Sancar’a karşı faaliyetleri devam etmiştir. Bunlardan bir tanesi de Sancar’a karşı başarısız bir suikast teşebbüsüdür. Atsızın Suikast teşebbüsünü Sancara haber veren Sultanın elçisi tanınmış şairlerden Edip Sabir’i, Atsız Ceyhun Nehrine attırarak boğdurtması üzerine Sancar Ekim 1147 de üçüncü kez Harzem seferine çıkmıştır, yine bu sefer sonucunda da Atsız, sultana itaatini bildirecektir. Sancarın Atsızın bütün yaptıklarına rağmen Atsızı affetmesi ve siyasi varlığının devam etmesine müsaade ettiği görülür bunun değişik sebepleri olmalıdır. Bunun sebebi; Atsızın gayrimüslim Türk boyları ile mücadele etmesi, öte yandan Karahitay   baskısının Sancar üzerindeki ağırlığı, birde Harizmin coğrafi ve iktisadi önemi bunda etkili olsa gerektir.

      Atsız daha sonra gayrimüslim Kıpçak Türkleri üzerine yeni bir sefere çıkmış, önce 1145 de fethettiği ancak 1147 de kaybettiği Cend şehrine vali tayin etmiş ve seferini de sürdürmüştür. Ancak bu sırada Sultan Sancar’ın   Oguzlar’a mağlup olarak esir düşmesi üzerine Atsızın yeniden dikkatini Horosana yönelttiğini görüyoruz. Oğuzların vurduğu bu ağır darbe Büyük Selçuklu devletini dağıtmış ve İmparatorluğun değişik yerlerinde hakimiyet mücadelesi başlamıştır. İşte bu sırada Atsızda Oğuzlara karşı bir mücadele içine girmiştir ve Atsız sanki Selçukluların varisi gibi davranarak Selçuklu devletinin varlığının devamı üzeride ısrar etmiş ve Sancar’ın hamisi rolünü üstlenmiştir.

      Atsız 1156 da hastalanmış ve 61 yaşında ölmüştür. Atsız Selçuklu devletine tabii olarak ölmesine rağmen Harzemşahlar devletinin kurucusu olarak kaydedilmiştir. Atsız’ın ölümünden yaklaşık bir yıl sonra 1157 de Sultan Sancarın vefatıyla Büyük Selçuklu tarihe karışmış ve İmparatorluk toprakları üzerinde ortaya çıkan çeşitli unsurlar arasında yavaş yavaş Harizimşahlar devleti ortaya çıkmaya başlamıştır.

HAREZMŞAH   İL ARSLAN DÖNEMİ


    Atsızın   ölümünden sonra yanında bulunan oğlu İl Arslan ordu ile beraber Harezm’e doğru hareket etti. Bu esnada bilumum kumandanlar ve asker kendisine biat etmişti. İl Arslan amcalarından birini öldürerek ve kardeşinin gözlerine de mil çektirerek 23 Ağustos 1156 da Harezm tahtına oturmuştur. Kendisi siyasi yönden büyük sultana bağlılığını arz etmiş, Sancarda İl Arslan ‘ın   Harizm Şahlığını tasdik ederek berat ve menşur vermiş ona hilat giydirmiştir.

      İl Arslan’ın,   Sancarın vefatından sonra yerine geçen Rukneddin Mahmut Bin   Muhammed   Arslan Hanada itaat ettiği görülüyor. Ancak buna rağmen kendini güçlendirmek için dikkatini Irak bölgesine yöneltmiştir. Çünkü Irak Selçuklu tahtında bulunan Gıyaseddin Muhammed Bin Mahmut, Selçuklu sülalesinin en büyük erkek temsilcisi olduğu için Büyük Selçuklu tahtına geçme beklentisi vardı, bu yüzdende büyük sultanlık iddiası taşıyordu ve bunu da   İl Arslan ‘a bildirmişti. Harzemşah İl Arslan , Gıyaseddin Muhammedin bu teşebbüsü önünde en büyük engelin Abbasi halifesi olduğunu biliyor ve Abbasi halifesi ile Gıyaseddin Muhammedin aralarını düzeltmeye çalışıyordu. Bundan da anlaşılıyor ki, bu yıllarda İl Arslan   şeklen de olsa Selçuklulara bağlılığını devam ettiriyordu. Gıyaseddin Muhammed Bağdat mağlubiyetinin arkasından 1159 da ölmüş ve Irak kuvvetlerinin ağırlık merkezinin 1160 da   Halife El Muktedi’nin ölümünden sonra Arslan Bin Tuğrul’u Irak tahtına oturtan Atabey Şemseddin İl Deniz’in eline geçtiği sıralarda bile İl Arslan Büyük Selçuklu Devleti’ne bağlılığını devam ettirmiştir. Ancak bir süre sonra Selçuklu Sultanı Arslanın bütün iktidarı Atabey Şemseddine bırakması ve geri planda kalması üzerine Irakta birtakım bağımsızlık hareketleri ortaya çıkmıştır, işte bu sıralarda Harzemşah İl Arslan politikasını değiştirmeye başlamış ve Irak meselesine karışmaya başlamıştır. Bu sıralarda İl Arslan, Horosan ve Irak   bölgesinde etkinliğini artırmaya başlamış Nişapur’u, Nesay’ı ve Lehistan’ı hakimiyeti altına almaya çalışmıştır, bunun sebebi ise devletin güney sınırlarını emniyet altına alma düşüncesinden kaynaklanmaktaydı.

      Bu sıralarda Irak Selçuklularına karşı bağımsızlık kazanmayı   amaçlayan valilerin İl Arslana dayanmak istemeleri Harzemşahların   bölgede gücünün artmasına sebep olmuştur. Güney sınırlarını   bu şekilde emniyet altına alan İl Arslan doğuya yönelmiş 1158 de Maveraünnehirdeki   Karahitay hakimiyetine son vermek amacıyla bir sefer düzenlemiştir. İki ordu Soğud Irmağı’nın iki yakasında mevzilenmiş ancak Karahitayların savaşa cesaret edememeleri üzerine Semerkant ulema ve imamlarının araya girerek barış teklif etmeleri üzerine barış yapılmıştır. Böylece 1141 de Karahitay istilasına uğrayan Harizm 1158 de yeniden Maveraünnehr bölgesinde üstünlüğü ele geçirmişlerdir. Ancak bu durum uzun sürmeyecek bir taraftan Karlukların bir taraftan da 1172 de   İl Arslanın ölümü üzerine bölge yeniden Karahitayların eline geçecektir.


HAREZMŞAH ALA ܒD-DİN TEKİŞ DÖNEMİ


      İl Arslanın Ölümü sırasında oğlu Alaaddin Tekiş   Cend şehrinde bulunuyordu, bunu fırsat bilen Terken Hatun hükümdarlık tahtına kendi oğlu Sultan Şah Mahmut’u geçirmiştir. Ancak Karahitay desteğini sağlayan Alaaddin Tekiş 1173 de savaşmadan Harzemşah tahtına oturmuştur. Bunun üzerine Terken Hatun ve Sultan Şah Lihistan’a kaçtılar. Alaaddin Tekiş Lihistan’ı ele geçirmiş ve burada bulunan Terken Hatunu öldürmüştür. Kardeşi Sultan Şah ise Nişapur’a kaçmıştır. Ancak Nişapur da gerekli desteği alamayınca bölgede bulunan Gur devletine sığındı. Gur hükümdarı, Gıyaseddin Sultan Şahı Karahitayların yanına göndererek bu siyasi olayların dışında kalmayı arzu etmiştir. Ancak Sultan Şah Karahitaylar tarafından da yeterli destek alamamıştır, destek görememesinin sebebi ise Harzemşahlıların Sultan Şahı sultan olarak kabullenmemelerinden kaynaklanmaktadır. Yine bu sıralarda   Alaaddin Tekiş Karahitay tehlikesini önemli ölçüde bertaraf etmiştir.

      1175 de Karahitay saldırısını önleyen Alaaddin Tekiş bundan sonra Maveraünnehr bölgesinde bulunun Karluklar ve Siriderya ötesinde bulunan gayrimüslim Kıpçaklar üzerine seferler düzenlenmiştir ve bu seferlerde önemli başarılar elde edilmiştir. Yine bu yıllarda Alaaddin Tekiş bölgede birtakım seferlerde bulunarak Siriderya bölgesinin emniyetini tesis ettikten sonra Serahs kalesini fethederek burada bulunana Sultan Şahı da bertaraf etmiş ve bütün gücü ile Maveraünnhr meselesini halletmeye çalışmıştır. Bunu gerçekleştirmek içinde ilk defa Siriderya ötesinde seferler düzenlemeye başlamıştır ve bu seferler sırasında Barçılığkent ve çevresini ele geçirmiştir ve yine 1180 den itibaren Karahitaylar üzerine giriştiği seferden sonra 1182 de Buhara’yı fethetmiştir. Bu yıllarda kardeşi Sultan Şahın yine boş durmayarak Alaaddin Tekiş’e   karşı asker toplamaya çalıştığını görüyoruz, ancak başarılı olamamıştır. Yine bu sıralarda Horosan da karışıklıklar çıkmış   Alaaddin Tekiş bu karışıklığı önlemek için 1186 da Horosan üzerine yürümüş ve iki aylık bir kuşatmadan sonra bu bölgeyi kendisine bağlamıştır ve böylece Horosanın önemli şehirlerinden Nişapur ve çevresi de Harzemşahlılar eline geçmiş oluyordu.   Bu arada yine Sultan Şahın ortaya çıkarak Nişapur’u kuşattığı görülüyor. Ancak Alaaddin Tekiş’in üzerine yürüdüğünü duyunca Merv şehrine çekilmiştir. Daha sonraki yıllarda Alaaddin Tekiş’in Kirman Selçuklularından   Mazenderan bölgesini de ele geçirdiğini görmekteyiz. Sultan Şah meselesinin 1185 yılında Tegişin kısmen hallettiğini görüyoruz. Sultan Şah bir miktar toprak karşılığında taht üzerindeki iddiasından   vazgeçmiştir ve iki kardeş arasında anlaşma sağlanmıştır. Ancak bu anlaşmaya rağmen etrafındakilerin telkini ve tahrikiyle   Sultan Şahın yeniden Alaaddin Tekiş’e karşı isyan ettiği görülüyor.

      Gur devletinin topraklarına akınlar düzenleyen Sultan Şah, Gur hükümdarı   Gıyaseddin ve Kardeşi Şehabeddinin üzerine geldiğini öğrenince onlarla barış yapmak zorunda kalmıştır. Bu saldırın ardından Gur hükümdarının Sultan Şahı Harzemşahlara karşı bir koz olarak kullanmaya başladığını görüyoruz. Bunun üzerine Alaaddin Tekiş Sultan Şahın silah deposu haline gelen Serahs Kalesini ele geçirerek burayı tahrip etmiş ve kardeşini de uzun süre takip ederek üzerine yürümüştür. Bunun üzerine Sultan Şah   Gur hükümdarına sığınmıştır, Gur hükümdarının Alaaddin Tekiş’in   kardeşini teslim etme isteğini de kabul etmediği anlaşılıyor. Bunun üzerine Alaaddin Tekiş Gur ülkesi üzerine sefer hazırlığına girişmişsede bu sırada Irak bölgesinde meydana gelen kargaşa Gur seferinin gerçekleşmesine müsaade etmemiştir. Ancak bu sırada Tegiş Irak meselesi ile uğraşırken Sultan Şah yine boş durmayarak Gürgenç şehrine saldırmış, bunun üzerine Alaaddin Tekiş hızla   geri dönerek 1193 de Serahs’ı teslim alıyor. Son ümidini de yitiren Sultan Şah üzüntüsünden hastalanarak 29 Eylül 1193 de öldü.

      Sultan Şahın ailesinin ortadan kalkması Alaaddin Tekiş’in   yıllarca süren mühim bir endişesine son vermiştir ve Harzemşahlar idaresini sıhhatli bir devlet organizasyonu haline getirmişti. 1193 senesi Harzemşahların tedrici ve hazımlı yükselişi yolundan birdenbire çok parlak bir çağa geçtikleri ve, sukut uçurumunun derinliklerine aynı süratle yuvarlanmak üzere, kudret ve haşmetin evc-i balasına fırladıkları devrin başlangıcıdır.  



Büyük adamlar tarihi, tarih de büyük adamların yaptıklarını süslemiştir.   La Bruyere
Yeni Başlık  Cevap Yaz



Forum Ana Sayfası  »  Türk-İslam Tarihi
 »  HARZEMŞAHLAR

Forum Ana Sayfası


 


Benzer konular
Başlık Yazan Cevap Gösterim Son ileti
Benzer konu yok

Etiketler   HARZEMŞAHLAR


Forum Yazılımı:   php Kolay Forum (phpKF)  ©  2007 - 2010   phpKF Ekibi

Tarihonline.com

 RSS Beslemesini Görmek için Tıklayın   RSS Beslemesini Google Sayfama Ekle   RSS Beslemesini Yahoo Sayfama Ekle



Sitemap | Ping | Yazı Yazma |

Kültür ve Sanat