Ana Sayfa  |  Yardım  |  Üyeler  |  Giriş  |  Kayıt



Forum Ana Sayfası  »  Eski Çağ Tarihi
 »  Eski Çağlarda Türkiye ve Çevresi

Yeni Başlık  Cevap Yaz
Eski Çağlarda Türkiye ve Çevresi           (gösterim sayısı: 1.513)
Yazan Konu içeriği

boşluk

admin
[Tarihçi]
Site Kurucusu

Kullanıcı Resmi

Kayıt Tarihi: 15.12.2009
İleti Sayısı: 237
Şehir: YurtDışı
Durum: Forumda Değil

E-Posta Gönder
Özel ileti Gönder


36 kere teşekkür edildi.

Konu Tarihi: 24.04.2010- 22:53




ESKİ ÇAĞLARDA ANADOLU VE ÇEVRESİ

A. Eskiçağlarda Türkiye
    Türkiye tarihin ilk dönemlerinden itibaren yerleşime tercih edilen bir ülke olmuştur. Bunun nedenlerinden birkaçı ;
•   İklim koşullarının iyi olması
•   Verimli otlak ve topraklara sahip olması
•   Asya ile Avrupa arasında bir köprü görevi görmesi ( Ulaşım ve Ticaret yolları üzerinde bulunması)
•   Yer altı ve yer üstü kaynaklarının zengin olması
•   Anadolu doğu ile batı dünyalarının ilişkileri açısından önemli bir konuma ve katkıya sahip olmuştur.

1. TÜRKİYE'NİN TARİH ÖNCESİ DEVİRLERİNİ AYDINLATAN MERKEZLER :

a- Anadolu’da Yontma Taş Devri :
    Antalya yakınlarındaki Karain, Beldibi ve Belbaşı mağaraları , Gaziantep yakınındaki Dülük, Antalya Mağaracık bu dönemin önemli merkezleridir.
    * Karain mağarasında Neanderthal neslinden bir çocuğun dişi ile Homo Sapiens ( Düşünen insan) türünden bir kafatası bulunmuştur.
b- Anadolu’da Cilalı Taş Devri :
    Diyarbakır -Çayönü, Konya- Çatalhöyük bu dönem yerleşimlerindendir. Çayönü, çağımızın sosyal ve ekonomik düzeninin temelini oluşturan Cilalı Taş Devrinin en önemli merkezlerinden biridir. Gelişmiş köy yerleşmesi görülür.( Buğday,Nohut,Mercimek,Bezelye yetiştirilmiş, Koyun,Köpek,Keçi,Sığır yetiştirilmiştir.)
    Konya, Çumra ilçesinin yakınlarında bulunan Çatalhöyük , Yakındoğu Cilalı Taş Devri yerleşmelerinin en başta gelenlerindendir.
    * Yapılmış olan Hasan Dağı ve Çatalhöyük resmi bir kenti çevresiyle gösteren en eski şehir tasvir ve en eski şehir planıdır.

c- Anadolu’da Bakır Taş Devri :
    Burdur-Hacılar, Konya-Canhasan, Denizli-Beycesultan, İç Anadolu’da Güllücek, Van-Tilkitepe önemli yerleşimlerdendir. Bunların dışında , Eski Tunç Devri olarak adlandırılan dönemde Çanakkale-Truva, Yozgat-Alişar, Çorum – Alacahöyük bu dönemin birer medeniyet merkezleridir.
    Truva’da dokuz kat, Alişar ve Alacahöyük ‘te beşer kat kültür tabakalarına rastlanmıştır.
    Orta Anadolu’da oluşturulan bu çok yüksek medeniyeti Hatti adındaki kavim oluşturmuştur.
Anadolu M.Ö. 2000 yıllarında kuzeydoğu’dan gelen göç dalgasına uğramış ve etnik yapısı değişmeye başlamıştır. Bu dönemde Asurlu’lar Anadolu’da ticari amaçlı pazaryerleri kurmuşlardır.( Karum) Bunlardan Kaniş (Kültepe ) te bulunan 10.000 civarındaki kil tabletle birlikte Anadolu yazılı döneme geçiş yapmıştır.
    Anadolu’nun yazılı döneme geçişini sağlayan uygarlık Asurlulardır.

2. M.Ö. 2. BİN M.Ö. 6. YÜZYILA KADAR TÜRKİYE :
    Bu dönemde Anadolu’da ; Hitit, Frig, Lidya, Urartu, İyon uygarlıkları görülür.
a- HİTİTLER ( M.Ö. 1700 – MÖ.1200 Frigler ,kalıntılarına MÖ.700 Asurlular son verdi)
 
    MÖ.II bin yıllarında Anadolu’ya muhtemelen Kafkaslardan gelerek ,Hattilerle kaynaşmışlar ve Kızılırmak yayı çevresine yerleşmişlerdir.
Anadolu uygarlığının ilk yaratıcıları ve ilk İmparatorluk kuranlarıdır.
    Başkentleri Hattuşaş (Boğazköy), kurucuları I.Hattuşil’dir.
    Bu dönemin en önemli olayı Suriye egemenliği için Mısırlı’larla savaşmalarıdır. Tarihin bilinen ilk meydan savaşını ( 1296) ve bunun sonunda
Tarihin bilinen ilk yazılı antlaşması olan Kadeş antlaşmasını (1280) imzalamışlardır
    Hititlere , Ege göçleri sonucu Frigler ve kalıntılarına Asurlular son vermiştir.
Kültür ve Medeniyetleri :
    Yönetimin başında Kral bulunurdu. Ancak kral ülkenin tek hakimi değildi. Pankuş denilen soyluların oluşturduğu bir meclis vardı. Tarihin bilinen ve Anadolu’da görülen ilk meclisidir
    Büyük Kral, aynı zamanda başkomutan ve baş yargıçtı . Büyük kral’a Tabarna, kraliçeye Tavananna denirdi. Tavananna dini törenlere ve bayramlara başkanlık eder, kral savaşa gittiğinde ülkeyi yönetirdi.
    Çok Tanrılı din anlayışına sahiptiler. Anadolu’daki diğer kavimlerin ve komşu ülkelerin tanrılarını benimsemişlerdir.Bu nedenle Hitit ülkesine “Bin Tanrı İli” ya da “Bin tanrılı Hititler” denilmiştir.
    Hititlerde halk , hürler-yanaşmalar (yarı hürler)-namralar-köleler olarak sınıflara ayrılmıştı. Kölelerin mülkiyet hakkı vardı. Halkın çoğunluğunu köylüler,zanaatkarlar ve tüccarlar oluşturmaktaydı.
    Hititlerde Ataerkil aile düzeni kurulmuştur.
    Kanunları gelişmiş olup daha çok Tazminata yöneliktir. Ölüm cezası sadece kölelere verilirdi.
    Ekonomilerinin temeli tarım ve hayvancılığa dayalıdır. Topraklar tanrıların ve kralın malı kabul edilirdi. Madencilik sanatı gelişmiştir. (Demir,bakır,gümüş işlenen madenlerdir)
    Hititler hem çivi yazısını hem de resim yazısını (özellikle taş anıtlar üzerinde) kullandılar. Tarihi olayları yıl yıl “Anal” denilen yıllıklara yazarlardı. Anallar tanrılara hesap vermek adına yazıldığından doğru kaynaklar olarak kabul edilir. Bu nedenle Anadolu tarihinin aydınlatılmasında en önemli kaynaklardandır.
    Mimarlık ,Heykelcilik ve Kabartma sanatı gelişmiştir.( Yazılı kaya ve İvriz kabartmaları örnektir)
    Hititlerde eli silah tutan her erkek asker sayılırdı.

b- FRİGLER ( MÖ.800 – MÖ. 676 )
   
    Hint – Avrupa asıllı kavimdirler. Kafileler halinde Trakya üzerinden Anadolu’ya gelmişlerdir. Sakarya Irmağı vadisine yerleştiler. Başkentleri “Gordion” dur. Tüm krallarına “Midas” denilir.
    Kral Midas zamanında Kafkaslardan gelen Kimmerler tarafından yıkıldılar.( Midas yenilgiyi hazmedememiş ve üzüntüsünden kendisini öldürmüştür.)
Kültür ve Medeniyetleri :
    Krallıkla yönetilmişlerdir.
    Çok tanrılı din inanışı vardır.En önemli tanrıları bir tabiat tanrısı olan “ Kibele” idi.
    Ekonomilerinin temeli Tarım ‘ a dayalıdır. Özellikle köylü ve çiftçi ülkesidir.Bu nedenle yasalarında tarımı koruyucu maddelere yer vermişlerdir.( Öküz öldüren ya da Saban kıranın cezası ölümdür) Maden işçiliği, taş işçiliği, tahta işçiliği, halı ve kilim dokuma sanatında gelişmişlerdir. Dünyaca ünlü halı ve kilim dokumalarına “Tapetes” denilir.

LİDYALILAR ( MÖ.687 – MÖ.546) :
   
    Hint-Avrupalı kavimdirler. Gediz ve Büyük Menderes nehirleri arasına yerleşmişlerdir.
    Kral Giges (Gyges) önderliğinde güçlü bir devlet haline geldiler. Başkentleri Salihli yakınlarındaki “Sardes ( Sard)” dır.
    Lidyalılar’a Persler son vermiştir.
Kültür ve Medeniyetleri :
    Krallıkla yönetilmişlerdir.
    Çok tanrılı din inanışına sahiptirler. Kral ve Asilleri yığma toprak tepeler (Tümülüs) altındaki odalara gömmüşlerdir.
    Ekonomilerinin temeli Ticarete dayalıydı. Mezopotamya’da Ninova’dan başlayıp, Sard üzerinden Efes’e kadar giden ticaret yolu olan Kral yolu’nu , kral Giges zamanında açmışlardır.
    Mezopotamyalılarla, Asurlularla, İyonlarla, Mısırlılar’la ticaret yapmışlardır.
    Kral Giges doğuda Asurlular, batıda İyonlarla iyi geçinmiş, iki ülke arasında Anadolu’nun transit olmasını sağlamıştır.
    Fenike alfabesinden esinlenerek oluşturdukları Alfabe yi kullanmışlardır.
    Uygarlığa en önemli katkıları Para’ yı bulup kullanmış olmalarıdır. Böylece değiş-tokuşa dayalı ticari ilişkiler, para ile daha çok gelişmiş ve hızlanmıştır.
    Kral Krezüs ordu’ya fazla önem vermemiş,her şeyi para ile çözeceği düşüncesiyle milli bir ordu oluşturmamış, ücretli askerlerden oluşan bir ordu oluşturmuştur. Bu da yıkılış sebeplerinin en önemlisidir.
    Yunan uygarlığının etkisi altında kalmışlardır.
    Ticaret,dokumacılık,deri işleme,çömlek,maden işleme sanatlarında gelişmişlerdir.

URARTULAR ( MÖ. 900 – MÖ. 600) :
   
    Van gölü ve çevresi merkez olarak geniş sınırlara ulaşan bir devlet kurmuşlardır. Başkentleri Tuşpa ( Van ) dır.
    Medler ve İskitler son vermiştir.
Kültür ve Medeniyetleri :
    Krallıkla yönetilirdi. Ülke eyaletlere ayrılmıştı. Eyaletlerin başında merkezden atanan ve "En-nam" denilen valiler bulunurdu.
    Çok tanrılı din inanışına sahiptiler.En önemli tanrıları savaş tanrısı olan “Haldi” idi.
    Ekonominin temeli hayvancılığa dayanıyordu.
    Rahipler ,soylular ve askerler ayrıcalıklı sınıftır.
    Dilleri eklemeli dil gurubundandır. Çivi yazısı ve resim yazısı kullanmışlardır.
    Mimarlıkta çok gelişmişlerdir.Van kalesi,Çuvaş tepe,Erzincan’da Altın tepe Urartulardan günümüze kalmış en önemli kalelerdir. Su kanalları açmışlar, kaya mimarisinde, madencilik sanatında gelişmişlerdir.

İYONLAR ( MÖ.1050 – MÖ. 546)
  Yunanistan’ın “Dor” lar tarafından işgali üzerine, batı Anadolu’ya göç eden Aka‘lar tarafından kurulmuştur. Batı Anadolu’nun eski halklarından Karyalılarla karışıp, kaynaşmışlar Polis denilen şehir devletleri kurmuşlardır. Bunların en önemlileri Efes, Foça, İzmir ve Milet’tir.
    Pers istilasıyla birlikte önemlerini kaybettiler.
Kültür ve Medeniyetleri :
    Şehir devletleri halinde siyasi yapı görülür. Şehirler önce krallar sonra asiller ve sonra da demokratik şehir meclisleri tarafından yönetilmiştir.
    Çok tanrılı din inanışına sahiptirler.
    Güçlü askeri ve deniz filolarıyla Kuzey Ege, Marmara denizi çevresi,Karadeniz’de kendilerine bağlı pek çok ticari amaçlı koloniler kurmuşlardır.
    Fenikelilerden aldıkları alfabeyi kullandılar.
    İyonlar Anadolu medeniyetlerinin en gelişmiş olanıdır. Bunun nedenleri;
•   Özgür düşünceye inanmaları,
•   Anadolu kültüründen yararlanmaları (Özellikle Hitit ), maddi durumlarının iyi olması ,
•   Kuruldukları bölgenin ön-Asya ticaret yollarının bitiş noktasında olmasından dış dünyayı tanımalarıdır.
      İyon şehir devletlerinin dünya tarihindeki önemi , özgür düşünce ve bilimin ilk önce burada doğmuş olmasıdır. Matematikte; Tales ve Pisagor, Tıp ta; Hipokrat, Felsefe’de; Diyojen, Anaksimenes ve Anaksimandros, Tarih te; Herodot önemli bilim adamlarıdır.
    Mimari, heykelcilik alanlarında çok gelişmişlerdir. En ünlü kalıntıları Efes Artemis Tapınağıdır.
    Ekonomilerinin temeli Ticaret’e dayanır.

M.Ö. 6. YÜZYILDAN M.S. 11. YÜZYILA KADAR TÜRKİYE( Pers, İskender, Roma ve Bizans İmparatorlukları Dönemi)

    Bu dönemde Anadolu’ya Pers,İskender,Roma ve Bizans İmparatorlukları egemen olmuştur.
PERS İMPARATORLUĞU DÖNEMİ
    Medler ve Persler kuzeybatı İran’a Kafkaslar yoluyla gelmişlerdir. Anadolu’da Kızılırmak ‘a kadar ilerlemiş olan Medler e Persler son vererek (MÖ.550), güçlü bir İmparatorluk kurmuşlar MÖ.546 ‘da Lidyalılara son vermişler ve Anadolu’yu egemenliklerine almışlardır.
    Sınırları doğuda Hindistan ve Orta Asya’ya , batıda Trakya’ya ,kuzeyda Kafkasya’ya güneyde Basra körfezi ve Mısır’a kadar uzanmıştır. Perslere MÖ.333’te İssos savaşıyla Büyük İskender son vermiştir.
Kültür ve Medeniyetleri :
    İmparatorluktu. İmparatorluğun başında “Ülkeler Kralı” veya “Krallar kralı” sayılan bir hükümdar bulunurdu.
    Pers İmparatorluğu birçok geniş vergi bölgesine (Eyalet – Satraplık) ayrılmıştır. Satraplıkların (Eyaletlerin )başında merkezden atanan ve kralın vekili sayılan asker valiler (Satrap) bulunurdu.
    Askerliğe önem vermişler devamlı ordu kurmuşlardır.
    Dinleri , iyilikle-kötülüğün mücadelesi olan Zerdüşt dinidir. Temizliğin temsilcisi kabul ettikleri ateşi “Ateşgede” denilen tapınaklarda sürekli yakarlardı. Zerdüştlük, Hindistan,Suriye,Anadolu ve Mısır’da da etkili olmuştur.
    Perslerin Ön-Asya’ ya egemen olmaları, barış ve huzuru sağlamış ve Ticareti canlandırmıştır. Ticaretin gelişmesi için düzenli yollar ve düzenli posta teşkilatları kurmuşlardır.
    Bütün İmparatorluk sınırları içinde tek para uygulaması yapmışlardır.
    Çivi yazısı kullanmışlardır.
    Mezopotamya,Anadolu,Mısır ve Yunan sanatlarından etkilenmişlerdir.

BÜYÜK İSKENDER İMPARATORLUĞU VE HELLEN DÖNEMİ
    Makedonya kralı Büyük İskender’in Asya seferi ile başlayan ve yaklaşık 300 yıl süren döneme “Hellenistik dönem” , bu dönemde doğu-batı kültür kaynaşmasıyla oluşan medeniyete de “Hellenistik medeniyet” denilir.
    Büyük İskender MÖ.334’te Anadolu’ya geçerek Persleri yenilgiye uğratmış, İyon şehir devletlerini özgürlüklerine kavuşturmuştur. Suriye üzerinden Mısır’a, İran üzerinden Hindistan’a kadar gitmiştir.
Not: Büyük İskender , Persleri; Granikos ,İssos, Gavgamela savaşlarıyla üç kez yenilgiye uğratmıştır.
    İskender’in ölümü üzerine Makedonya, Mısır ve Asya krallıkları kurulmuştur.
    Anadolu’da kurulan başlıca Hellen krallıkları : Bergama Krallığı, Bitinya Krallığı ( Kocaeli yarımadası çevresinde), Pontus Krallığı ( Karadeniz kıyılarında) , Kommagene Krallığı ( Nemrut dağında ) .
    Hellenistik krallıklar’a Roma İmparatorluğu son vermiştir.
Kültür ve Medeniyet :
    Hellenistik medeniyetin merkezi Anadolu’dur.
    İskenderiye ve Bergama’da Kütüphaneler kurulmuş
    İskenderiye,Antakya ve Bergama’da büyük saraylar yapılmıştır.
    İskenderiye feneri dünyanın yedi harikasından biri kabul edilmiştir.
    Heykeltıraşlık sanatının en önemli örnekleri Bergama Zeus Sunağının kabartmaları ve “İskender Lahdi” ,Nike (Zafer Tanrıçası),Afrodit dir.
    Mısır’da İskenderiye şehrini, Büyük İskender kurmuştur.
    Ülke yönetimi Perslerdeki gibi satraplıklar şeklindedir.
    Bu dönemde en çok pozitif ve deneysel bilimlerde gelişmeler olmuştur.
    İskender,hocası Aristo’nun etkisinde kalmış ve bilime büyük destek vermiştir.
    Hellenistik medeniyet ,İslam medeniyetinin doğmasında çok etkili olmuştur.

ROMA İMPARATORLUĞU DÖNEMİ
    MÖ.133 ‘te Bergama Krallığına son veren Romalılar yaklaşık 100 yıllık bir mücadeleden sonra Anadolu’ya egemen oldular. Bu dönemde Anadolu’da bazı şehirler büyümüş ve gelişmiştir.( Antakya,İzmit, İstanbul,İznik ) MS.1 ve 2. yy.da Anadolu kentleri o dönemin en zengin ve en önemli sanat merkezleri arasında yer almıştır. (Bergama,Efes,Afrodisyas,Perge,Side,Aspendos,Antak ya)
    İstanbul’da Bozdoğan Su Kemeri, Çemberlitaş, Ankara’da Avgustus tapınağı,Roma Hamamı, Antalya’da Aspendos bu dönemden kalan kalıntılardır.
ROMA UYGARLIĞI
    Roma kenti Latinler tarafından kurulmuştur. MÖ.30 ile MS.395 tarihleri arası “Roma Çağı” olarak adlandırılmaktadır. Bu dönemde Roma,Akdeniz havzasının tek, siyasal,askeri,ekonomik,ticari gücüdür.
    Roma egemenliğini kabul eden şehirler Roma’ya ; a-Dostluk antlaşması b- İttifak antlaşması c- Uyrukluk antlaşması ile bağlanmışlardır.
    Roma siyasi tarihi ; a- Krallık b- Cumhuriyet c- İmparatorluk olarak üç dönemden oluşur.
    Krallık döneminde kralı “Senato” denilen ihtiyarlar meclisi teklif eder,” Kuria” denilen halk meclisi kabul ederdi. Cumhuriyet döneminde Senato’nun seçtiği iki konsül bir yıl süreyle kralın yetkilerine sahip olarak ülkeyi yönetirlerdi. Bunalım dönemlerinde ise “Diktatör” denilen bir kişi geniş yetkilerle 6 ay için başa geçirilirdi. Meclisler İmparatorluk döneminde de varlıklarını sürdürmüşler ancak eski yetkilerini ve etkilerini kaybetmişlerdir.
    Hz. İsa , Avgustus döneminde Filistin’de Nasıra kasabasında doğmuştur. Tek tanrılı din inancı olan Hristiyanlığı yaymaya başladı.Sağlığında ona 12 kişi inanmıştır. Bunlara 12 Havariler denilir.Bunlardan özellikle Sen Piyer ve Sen Pol hristiyanlığın yayılması ve kurulmasında etkili rol oynamışlardır. Kudüslüler’in İsa’yı şikayet etmeleri üzerine İsa çarmıha gerilerek öldürülmüştür.
    Romalılar kölelerin ve fakirlerin dini olarak gördükleri hristiyanlığı önce yasaklamışlar, İmparator Konstantinus zamanında “Milano Fermanı “(MS.313) ile serbest bırakmışlar, İmparator Büyük Teodosius (379-395) zamanında resmi din ilan etmişlerdir.
Roma İmparatorluğu Kavimler göçünün etkisiyle 395 te batı ve doğu olarak ikiye ayrılmış, 476’da Batı Roma, 1453 ‘te Doğu Roma (Bizans)İmp.sona ermiştir.
    Roma’da halk ; a- Patriciler: Tam vatandaşlık hukukuna sahip,geniş toprakları olan,mecliste oy kullanma hakkına sahip soylu sınıf   b- Plebler: Ticaret mülkiyet gibi bazı haklara sahip olup, askere alınmaz ve oy kullanamazlardı. c- Yanaşmalar: Çeşitli nedenlerden dolayı hukukunun bir bölümünü kaybeden sınıftı. Bir ailenin yanına yanaşırlar ve onların hizmetlerini görürlerdi. d- Köleler: Hiçbir hakkı olmayanlar olarak sınıflara ayrılmıştı.
    Güneş Takvimini bugünkü şekline kavuşturdular
    Alfabeyi günümüz şekline kavuşturdular.
    Mimarlıkta olgunlaşarak ilk sivil mimari örnekleri verdiler.
    Hukuk alanında gelişmişler, 12 levha kanunlarını hazırlamışlar, hukuk’u olgunlaştırmışlardır.

BİZANS İMPARATORLUĞU DÖNEMİ:
    395’te Roma İmparatorluğunun ikiye ayrılmasıyla doğu Roma İmparatorluğu olarak kurulmuştur.
    En parlak zamanı Jüstinyen ( Justiniaus) (527-565) dönemidir.
    Bizans’tan günümüze kalan eserlerin en ünlüsü “Ayasofya” dır. Bunun dışında Aya İrini Kilisesi, Fethiye ve Kariye Camileri, Efes’teki St.John bazilikası, Alahan Manastırı, Yerebatan sarayı, İstanbul surları ve su kemeridir.
    1048 Pasinler savaşıyla başlayan Anadolu’yu yurt edinme mücadelesi, 1071 Malazgirt savaşıyla yoğun bir Türk akınına dönüşmüş, kısa sürede Anadolu nüfusunun çoğunluğu Türkler’in eline geçmiştir. 1453’te Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’u almasıyla Bizans İmparatorluğu sona ermiştir.



Büyük adamlar tarihi, tarih de büyük adamların yaptıklarını süslemiştir.   La Bruyere
Yeni Başlık  Cevap Yaz



Forum Ana Sayfası  »  Eski Çağ Tarihi
 »  Eski Çağlarda Türkiye ve Çevresi

Forum Ana Sayfası


 


Benzer konular
Başlık Yazan Cevap Gösterim Son ileti
Konu Klasör Eski Taş Çağı emreaksakal 0 7 17.04.2014- 16:39
Konu Klasör Türkiye'de Bebeklere En Çok Verilen İsimler admin 0 771 25.01.2010- 22:45
Konu Klasör Türkiye'deki Büyük Şehirler admin 0 1708 26.10.2010- 18:56
Konu Klasör Ermenistan Türkiye’den bin defa özür dilemelidir admin 0 542 24.10.2010- 14:38
Konu Klasör Türkiye'de İlk Uçak Fabrikası ve Nuri Demirağ admin 1 1531 18.04.2014- 20:07

Etiketler   Eski,   Çağlarda,   Türkiye,   Çevresi


Forum Yazılımı:   php Kolay Forum (phpKF)  ©  2007 - 2010   phpKF Ekibi

Tarihonline.com

 RSS Beslemesini Görmek için Tıklayın   RSS Beslemesini Google Sayfama Ekle   RSS Beslemesini Yahoo Sayfama Ekle



Sitemap | Ping | Yazı Yazma |

Kültür ve Sanat